29 Aralık 2006

global warming = global warning

nihayet aralık ortasında kış mevsimi başladı da hepimiz rahat bir nefes aldık. hayır, tekstilci olmam sebebiyle söylemiyorum bunu. tabii ki biz tekstilciler malımızın rafta fazla durmaması için, mevsimlerin çabuk olmasa bile zamanında değişmesini dileriz. mart-nisanda havalar ısınmaya ve eylül-ekimde de soğumaya başlasın ki indirime daha az ürün kalsın.
son birkaç senede bu düzen değişmeye başladı, daha sıcak ve uzun yazlar, daha kısa ve sert kışlar görüyoruz. bunlar hep küresel ısınmanın hayatımızı doğrudan etki altına alan sonuçları. ingiltere'de 380küsür senedir hava sıcaklıkları ölçülüyor. en sıcak 5 senelerde ilk 5'e baktığımızda hep 1997'den sonrasını görüyoruz. aslında görmemize de çok gerek yok, yaşarken de hissediyoruz.
Kışın her geç geldiği gün, dünyanın değişik bölgelerinde daha çok kuraklık demek. çöllerin ekilebilir toprak alanlarına oranının artması demek, kullanılabilir suyun azalması demek, bir sürü canlı türününün yokolması demek. normalde kutuplardan bir miktar buzul her yaz çözülüp her kış donarmış. artık bilimadamları çözülenlerin donmadığını duyuruyorlar. dünya sıcaklığının düzenli olarak artması, ileride canlı piramidinin en tepesinde yer alan biz insanoğulları için de büyük bir tehlike.
bunun farkında olan bilim adamları ve sivil toplum örgütleri hükümetlere baskı yapma görevlerini yerine getiriyorlar. nihayet şubat 2005'te kyoto protokolü'nü yürürlüğe koymayı başarabildiler. bu anlaşma, atmosfere salınan ve sera etkisi yaratan zehirli gazların salınımını denetleyerek azaltmak. 2012 yılına kadar salınımda 1990 düzeyine göre %5 civarında bir azalma öngörülüyor.
projenin önündeki en büyük engel ise abd. dünyada en fazla zehirli gaz salan ülke olan birleşik devletler, ekonomisinin büyük yara alacağı verisinden hareketle, "küresel ısınma ile zehirli gaz salınımı arasında bilimselliği kanıtlanmış bir bağlantı bulunmadığı" gerekçesiyle bu anlaşmaya katılmayı ve dolayısıyla hükümlerini uygulamayı reddediyor. karşılığında ise her kış adını değiştirdiği "tornado"larla, su baskınlarıyla, sellerle yaşamaya alışmaya çalışıyor.
2050 yılında dünyamızın fırın olmaya doğru iyice ilerleyeceği, yazın ingiltere'de 40 derecelik sıcaklıkların standart olacağı varsayılıyor. o günlerde ömrümüzün son demlerini yaşayacağımızdan, çocuklarımız için üzülmekten başka bir şey gelmiyor elimizden ne yazık ki...

Hiç yorum yok: