30 Nisan 2007

öfkeli manifesto

Bireysel özgürlükler ve serbest giyimin kişinin arzusuna bağlı olması prensibi demokrasinin ve özgürlüklerin benimsenmesi işidir. Burası ABD olsa, herkesin tamamen istediği gibi giyinmesi ne kadar güzel olurdu; Miami kızları bikinisiyle, Hintli sarığıyla, Müslüman inançlı başörtüsüyle, WASP oduncu gömleği blucini ve çizmeleriyle, Yahudi takkesiyle, rapçi 5 beden büyük t-shirtüyle gezse, kimse kimseye karışmadan... Ama ne yazık ki ülkemizde pek böyle olamıyor. Özellikle taşrada yaşanan ailevi ve çevresel dayatmalar sonucu, onlar gibi düşünen insan da başını kapatmak zorunda kalıyor. bundan daha fenası, başını kapatan, kapatmayana orospu muamelesi yapıyor. çünkü biri referansını inancından alıyor, diğerinin de dünyevi değer ve kuralları ilahi değer ve kurallara yeğ tuttuğunu, böylelikle onun doğru yoldan saptığını düşünüyor, böyle öğretiliyor.
Yabancı düşmanlığı, kendinden olmayana duyulan öfke alıp yürüyor. Gazeteciler etnik kimliklerinden ve düşüncelerinden, din görevlileri ve misyonerler de doğru veya yanlış, saygı duymamız gereken dini faaliyetlerinden dolayı öldürülüyor. Erkeklerde sarık ve cübbe, izdüşümü bayanlardaki kara çarşaf, türban. Bunlar mıdır modern bir toplumun özgürlük ve serbestlik simgeleri? Bireysel hak ve özgürlüklerin sembolleri bunlar mıdır?
Bir rahip sokakta cübbesi ve boynunda kocaman haçıyla, bir Yahudi takke ve tallitiyle gezebilir mi değil Anadolu İstanbul sokaklarında? Aleviler din dersi kitabına sokulur mu? Cemevi ibadet mekanı kabul edilir mi? Özgürlük, serbestlikse esas mesele, çözüm bulunması gereken olay budur. Bu ülkenin azınlıklarına gösterilen muamele, "eşit haklarda, eşit vatandaşlık" değil de sanki hataları varmış da görmezden geliniyormuş gibi "hoşgörü" olduğu sürece laik cumhuriyet köktendinci müslümanları da aynı muameleye tabi tutacak, onları da seküler yapıda dini egemenliği esas kılmak isteyen, kendi dini etnisitesini dayatmak isteyen marjinal bir azınlık olarak görecektir.
Devrim yasaları her ne kadar kanunlar yapılsa da halk nezdinde bunun uygulanabilir olmadığını gördüğü için bu tip kıyafetleri, sembolizmaları ve eğilimleri toptan yasaklamıştır. Olur ki bir gün halk yukarıda izah ettiğim zihin açıklığına kavuşabilirse, o zaman bütün kıyafetler serbest bırakılabilir belki. Olay kafadaki örtü değildir, zihniyettir. Benim oyum bugün mecliste temsil edilmiyorsa da, (ilk 10 parti arasında bile değil), gidişattan memnun değilsem de, asker gelse de kurtulsak diyenlerden de asla değilim. Ama darbe veya şeriat tehlikesine karşı bile oyumu baykal chp'sine vermem bunu da not düşeyim.
%35'le tepeye dikmek için ülkeyi bu kadar gerdikleri o badem bıyık da (aha yine şekilcilik) benim fikirlerimi ve değerlerini temsil etmiyor. En başta tek parti iktidarına ekonomik istikrar adına sevinmiştim bile, ama olaylar çok tatsız boyutlara ulaştı.
İnanmak istiyorum ama bu ülkedeki "saf demokrasi" hayali çok uzak geliyor, özellikle bu seslerin kaynağı karısının kafasını zorla örttürüp buna "kendi bireysel özgür seçimidir, ben karışmam" diyen, karısını üniversite kapısında zorla ezik duruma düşürüp, medya show yapıp peşinden de insan hakları mahkemesine başvuran oportünistler olduktan sonra.

Hiç yorum yok: