04 Haziran 2010

türkiye

türkiye; özgürlük, demokrasi, insaniyet, insan hakları, vicdan, ahlak, adalet, barış, hak hukuk ülkesi.

recep tayyip erdoğan; özgürlük, demokrasi, insaniyet, insan hakları, vicdan, ahlak, adalet, barış, hak hukuk ülkesinin başbakanı.

bu topraklarda kimine göre 500.000, kimine göre 1.500.000 ermeni insan -vatandaş- öldürüldü. göç mü, tehcir mi, kırım mı, soykırım mı, 100 yıldır adı bir türlü konamadı. bir türlü kabullenilemedi.

bu topraklardan 1.250.000 ortodoks rum -vatandaş- mübadele adı altında yüzlerce binlerce yıldır yaşadığı topraktan sökülüp yabancı diyarlara sürüldü.

bu topraklarda menemen'deki isyan bastırıldıktan sonra, şeriat isteyen 37 kişi idam edildi. yedek subay kubilay ve 2 bekçi de "devrim şehidi" oldu. bugün bu isyan olsa muhtemelen bu kadar şeriatçı ölmezdi.

bu topraklarda resmi rapora göre 13.000 - bazı kaynaklara göre 40.000 hatta 80.000 alevi kürt insan -vatandaş- öldürüldü. yıllar sonra devlet partisinin adamı "dersim isyanını bastırmayacaktık da ya ne yapacaktık?" dedi.

bu topraklardan transit geçmek isteyen 700 romanya ve polonya yahudisi, reddedildi, ölüme terkedildi. ne tesadüftür ki onlar da bir gemiyle gelmişlerdi ve onların da türkiye'ye giriş izni / vizesi yoktu. sadece amaçları farklıydı, can derdindeydiler. günahı ingiltere'ye, sovyetler'e yazıldı, kapatıldı. kimse "eşsiz türk misafirperverliği ve hoşgörüsü"nden bahsetmedi.

bu topraklarda, bu ülkenin vatandaşı olan ermeniler, yahudiler ve rumlar'a özel vergi yaratıldı. ödeyemeyenler aşkale'ye sürüldü. 21 azınlık mensubu vatandaş hayatını kaybetti.

bu topraklarda 6-7 eylül olaylarında 15 rum -vatandaş-, trakya olaylarında 1 yahudi haham -vatandaş- öldürüldü. tecavüzleri ve yağmaları saymayalım da liste uzamasın.

900'den fazla asker -vatandaş- sırf türkiye nato'ya girebilsin diye dünyanın öbür ucunda, kore'de savaştı, öldü, şehit oldu.

bu topraklarda 2,5 darbede 70 insan -vatandaş- idam edildi. içlerinde sol hareket liderleri, dışişleri bakanı, hatta başbakan bile vardı!

bu topraklarda, 1 mayıs'ı kutlamak isteyen 28 kişi ezilerek ya da boğularak, 5 kişi vurularak, 1 kişi de panzer altında kalarak yaşamını yitirdi. ihale cia'ya kaldı. solcuların -dincilerin sorgusuz sualsiz 10 dakikada ulaşıp israil bayrakları yakabildiği- taksim'de olaysız bir bayram kutlaması için 30 yıldan fazla beklemesi gerekecekti.

bu topraklarda 17.500 insan -vatandaş- faili meçhullerde katledildi. evlerinden alındılar ve bir daha kendilerinden haber alınamadı. yıllar sonra kuyularda, toplu mezarlarda kemikleri bulunmaya başladı. cumartesi anneleri, evet anneler, toplu gözaltı ve dayakla tanıştı.

bu topraklarda 35 alevi, şair ve yazar oldukları için halk tarafından diri diri yakıldı. sonraları failler milletvekili, fail avukatları da bakan oldu.

bu topraklarda 6.500 asker -vatandaş- pkk ile savaşırken öldü. şehit dendi, vatan sağolsun dendi. bu topraklarda 22.000 pkk'lı türk askeriyle savaşırken öldü. bunların kaçı acaba vatandaştı? bu 30.000 kişinin kaç tanesi acaba başka türlü politikalar uygulansa kurtarılabilirdi?

alt alta toplayınca kaç kişi oldu? çok değil mi? ama hiçbiri bu toprakların devletinin iradesi ışında öldürülenler kadar kıymetli değildi. hiçbiri için özür dilenmedi. hiçbirinin karanlıkta kalan yanları aydınlatılmadı. hiçbirinin gerçek failleri bulunup hesabı sorulmadı. hiçbir sorumlu gerçek bir bedel ödemedi.

yani devlet nezdinde, recep tayyip erdoğan diyor ki, türk vatandaşı sadece türk devleti istediği zaman, istediği yerde ve istediği şekilde ölme hakkına ve hatta görevine sahiptir. bunun dışındaki biçimler insanlık dışı ve barbarcadır.

Hiç yorum yok: