orhan pamuk, babamın bavulu'nda yazmanın yetenekten çok bir sebat işi olduğunu, kitaplarla dolu bir karanlık odaya kendini hapsetmiş bir 'ısrarcı'nın kağıt kalem'le başbaşa kalması sonucunda ortaya bir şeyler çıkacağını savunuyor. burada bana göre ilginç olan, bir yazarın, hem de çok iyi ve ünlü bir yazarın kendi çalışma disiplinini yeteneğinden daha fazla övmesi ve genele de bunu salık vermesi.
ferhan şensoy ise yanılmıyorsam kalemimin sapını gülle donattım'da, galatasaray lisesi'ndeki edebiyat öğretmeninin de tavsiyesiyle günlük tutmaya başladığını, düzenli olarak kendini yazmaya alıştırdığını ve başarısını bu tekrar ve düzen anlayışına borçlu olduğunu anlatıyor.
bütün kitaplarını okuduğum bu iki farklı türden sanatçının fikri aynı kapıya çıkıyor. ben bunun sebebini fazla yeteneğin beraberinde kendinden bahsetme isteğini körelten bir alçakgönüllülük ve zeka taşıyor oluşuna bağlıyorum. yetenek Allah vergisi, onu övdüğünüzde kibire giriyor biraz. azim ise bütün toplumlarda takdir edilen ve arzulanan bir güç, yüceltmek mübah.
çok okumak ve yazmaya odaklanmak insanı yazar yapar mı? veya yapmaya yeter mi? bence hayır, yetenek şart. öyle eser miktarda da değil, bol bol...
aslında okur olmak bunun tam tersi, mevzu bahis olan yaratım değil yaratımı özümseme süreci olduğu için yetenekli olmaya gerek yok, sadece azimli olmak, ısrarla okumak lazım gerek. yetenekten keyif almayı bilmek önemli tabii.
lisedeki edebiyat öğretmenimiz kemal hasan karnal "okuyun çocuklar" derdi, "önemli değil ne okuduğunuz, isterseniz çizgi roman, isterseniz de en hafif şeylerden, okudukça açılacaksınız, yetmeyecek, gerisi mutlaka gelecektir." iyi niyetle ve epeyi bir optimistlikle ileri sürülen bu fikirlerin kendim için doğru olduğunu düşünüyorum, fakat kitapçıların çok satılanlar, çok okunanlar bölümlerine bakınca karamsarlık kapsıyor içimi.
geçen akşam ntv'de can dündar'ın hazırlayıp sunduğu "türk dili nasıl kurtulur" konulu programda söz alan perihan mağden'in görüşleri de benim karamsarlığıma işaret ediyor. "okuma oranının arttığı ifade ediliyor deniyor ama son zamanlarda okunanlar "ferrarisini satan bilge" gibi kişisel gelişim saçmalıkları gibi beş para etmez kitaplar. edebiyatlardan, romanlardan kimsenin haberi yok". haklı.
gerçi piyasada arz yeterli seviyede, istenen bütün klasikleri bulup okumak mümkün, senede bir de tüyap gibi müthiş bir imkan var. değerlendirmek lazım, seçerek okumak lazım. aslında seçerek yaşamak da lazım ya, bu da başka bir ahkam'ın konusu olsun.
28 Aralık 2006
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder